Treepio
En Güncel Oyun, Teknoloji ve Yapay Zeka Haberleri
İncelemeler

007 First Light İnceleme

26.05.2026 · 0 görüntülenme
007 First Light İnceleme

007 First Light’ın PlayStation 5 inceleme kopyası, IO Interactive tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.

Bond, James Bond… Bazılarının çocukluk kahramanı, bazılarının gittiği ilk sinema filmi, bazılarının okuduğu ilk kitabı. Dünyanın en ikonik karakterlerinden biri olan James Bond, 007 First Light ile yıllar sonra tekrar karşımıza çıktı. Hem de ne dönüş ama! Aksiyonun en üst seviyede olduğu, keşif ve gizlilik elementlerini harika harmanlayan ve klasik Bond temasını olması gerektiği gibi işleyen bir oyun var karşımızda. Bu karakterle büyüyen, filmlerini ve kitaplarını yalayıp yutan biri olarak çok tatmin, mutlu ve aynı zamanda bittiği için hüzünlü ayrıldım başından. 007 First Light incelemesine hoş geldiniz sevgili Atarita okurları. Teçhizatlarınız hazırsa, size görevin detaylarını sunuyorum…

Bond’u hepimiz çok özledik değil mi?  

007 First Light ilk duyurulduğunda inanılmaz heyecanlanmıştım. Öyle ki, yıllar sonra bir Bond içeriği görecek olmak beni inanılmaz duygulandırmıştı. Çünkü en son Bond filmi 2021 yılında vizyona girmiş ve o tarihten beri seri üzerinde inanılmaz bir sessizlik hakimdi. Bunu kıracak tek şey ise First Light olacaktı. İşte bu yüzden oyuna karşı hem heyecanlı hem de biraz (hafiften) ön yargılıydım. Çünkü James Bond oyunları bu sektörde maalesef her zaman başarılı olamadı. Listeye şöyle bir baktığınızda Everything or Nothing, NightFire ve GoldenEye dışında adam akıllı bir oyun göremiyoruz. Yani koskoca bir seride -ki bu seri 20 küsürden fazla film ve 14 farklı kitaba ev sahipliği yapıyor- bu kadar başarısız ve ortalama altı oyunlar çıkması beni biraz First Light’a karşı ön yargılı yapmıştı, yalan yok. Ancak bu ön yargımı öyle bir yıktı ki oyun, size anlatamam…

007 First Light, bizlere James Bond’un köken hikâyesini anlatmak isteyen bir senaryoya sahip. Bond nasıl Bond oldu, nerelerden buralara geldi, nasıl bir yolculuğa sahip, kimlerle iş yapar, ne yer-ne içer, hepsini anlatmak istiyor bize aslında. İlgi çekici kısımlarından birisi de bu zaten. Çünkü genel anlamda (kitaplar hariç) Bond’un kökenini bilen çok az anlatı bulunuyor. Yani evet, onun çıktığı maceralar, yaşadığı çapkınlıklar, aksiyonlar ve entrikalarla dolu hikâyeleri hep görüyoruz ama, Bond buralara nasıl geldi çoğumuz bilmiyor. Bu yüzden geliştiricileri de ayrıca tebrik etmek gerekiyor zaten. Bizlere klasik aksiyon TPS oyunu sunup geçebilirlerdi ama, resmen Bond’u tanımayanlara bu karakterin nasıl bir anlatısı olduğunu göstermek istemişler ve bunu da harika bir şekilde yapmışlar.

“Earn the Number” 

First Light, aksiyon dolu bir senaryo ile start veriyor. İzlanda semalarında SAS birliği ile yolculuk eden Bond, henüz MI6 ile tanışmamış ve yaşayacağı kazadan habersiz bir şekilde misyonuna doğru ilerlerken, geçirdiği helikopter kazası sonunda hiç beklemediği olaylara dahil olmak zorunda kalıyor. Kendi hayatı ile sivillerin hayatı arasında bir mekik dokuması gerektiğinde ise gösterdiği cesaret ile MI6’in gözüne giren Bond, artık usta bir ajan olmak için eğitimlere başlıyor. Muhteşem bir giriş sekansı, muhteşem bir prologue ile başlayan First Light, son yıllarda oynadığım en iyi giriş sekansına sahip oyunlardan birisiydi. Bakın bunu şakasız söylüyorum size. Gerçek anlamda heyecanın üst seviyede olduğu ve çok basit bir şekilde “tutorial” olan ama bunu oyuna bir eğitimmiş gibi yedirmeyen havasıyla beni ilk olarak burada tavladı.  

Bu giriş sekansından sonra gösterdiği cesaret ile MI6 gizli teşkilatının radarına giren Bond’u, uzun süre sonra tekrar hayata geçirilen “00 programı”nda görmeye başlıyoruz. Eğitimler uzun bir şekilde sürüyor, günler haftaları, haftalar ise ayları kovalıyor. Bu süreçte Bond’un gerçekten daha olgun birine dönüştüğünü de canlı şekilde takip ediyoruz. Ayrıca bu sekanslarda da “tutorial” işlemleri de devam ediyor ve bize ufak tefek bilgiler de sunuluyor. Gittiğimiz ilk görevde ise aslında Bond’un karakterini çok daha net bir şekilde alıyoruz. Başına buyruk ve emre itaat etmeyen yapısıyla tanıyoruz zaten ve aslında ilk görevinde de bunu rahat bir şekilde deneyimleyebiliyoruz. 

00 programı içerisinde bizim gibi eğitim alan ve gizli teşkilat içerisinde ajan görevine yükselmeye çalışan diğer adaylar da bulunuyor tabii. Bu adaylarla birlikte gördüğümüz eğitimler, ilk görevler ve yakın ilişkiler sonrasında Bond’un özel hayatına da girme şansı elde edebiliyoruz. Normalde filmlere bakacak olursak Bond’un sadece çapkınlıklarını ve teşkilat ile olan iş-arkadaşlık bağlarını görüyorduk. Ancak First Light içerisinde karakter duygusallığı da ön plana çıkarak sizi aslında yan karakterlere daha çok bağlıyor. Kimisini kardeş gibi, kimisini bir abi gibi göreceğiniz karakter sunumlarıyla birlikte oyun size yeri geldiğinde duygusal bir deneyim de vadediyor. 

Hikâyenin devamı ise başlıkta da verdiğim gibi “Earn the Number” sloganıyla ilerliyor aslında. Yani Bond’u Bond yapan unsurlar, 007 rütbesini almadan önce girdiği 00 eğitimi, ajanlık deneyimi kazanması, düşmanlar edinmesi, çapkınlıklar yapması, aksiyona dalması, uçup-kaçması gibi türlü türlü sekanslar içerisine girip çıkıyoruz. Yani aslında gerçek bir “ajan” olması için verdiği çabayı görüyoruz. Hikâyeden çok fazla bahsedip size spoiler vermek istemiyorum. Çünkü bu hikâyeyi bizzat kendiniz deneyimleyin isterim. Oyunda entrikalar, ters köşeler, beklenmedik durumlar ve düşmanlar bulunuyor. Sandığınızdan çok daha garip olaylar, mekanlar ve karakterler ile karşılaşacağınızı garanti edebilirim size.

Karakterin çaylaklığını oyunun her anında hissettirmeyi başaran, ancak ilerleyen süreçte daha olgun ve işleri rayına oturtmaya çalışan bir yapıya dönüşmesini başarılı şekilde yansıttığı için burada aktörü de alkışlamak gerektiğini düşünüyorum. Sadece bir askerken kendini gizli bir teşkilatta ve gizli görevlerde bulan Bond’u canlandıran aktör Patrick Gibson, karakterin tüm duygusunu harika işlemiş ve bizlere muhteşem aktarıyor. Bond’un o umursamaz, başına buyruk ve yeri geldiğinde egolu olabilen tavrını çok iyi canlandırmış ve karakteri özümsemiş diyebiliriz. Hatta belki de bir sonraki James Bond filmi için bana göre en net adaylardan biri olabilir kendisi. Zaman gösterecek.  

Gizlilik mi yoksa aksiyon mu?  

Şimdi burada merak edilen en büyük noktalardan biri, oyunun nasıl bir oynanış döngüsüne sahip olacağıydı. Yani IO Interactive, bildiğiniz üzere Hitman serisiyle ön plana çıkan bir stüdyo ve son dönem Hitman oyunlarında da gerçekten iyi bir başarı yakaladılar. First Light ilk gösterildiğinde de Hitman vari bir James Bond oyunu mu geliyor denmişti aslında. Diğer yandan da oyunun sinematik aksiyon anları için de Uncharted benzeri yorumlar yapılmıştı. İşte benim merak ettiğim nokta da burada başlıyordu. Yani “Bu tempoyu iyi tutturabilecekler mi acaba?” diye düşünüp duruyordum ve size şöyle söyleyebilirim ki, tempoyu çok net tutturmuşlar. %60 gizlilik varsa %40 kadar da aksiyonun ön planda olduğu anlar vardır diyebilirim. Tabii bu yüzdelik dilimler tamamen benim düşüncem yani bu biraz da nasıl oynadığınıza göre değişecektir.  

Oyunun genel yapısı, bölümlerde keşif ve gizlilik elementlerinin ön planda olduğu ve bölüm sonlarında genelde aksiyona girdiğiniz bir süreçte ilerliyor. Gittiğiniz lokasyonlarda Hitman vari bir bölgeye bırakılıyor, bu bölgede çeşitli amaçlar peşinde koşuyoruz. Birilerini dinlemek, birine ulaşmak, bir belgeyi bulmak veya bir kapıyı açmak bile olabiliyor bu amaç. Bu süreçte de her yol mübahtır düşüncesiyle farklı farklı yollar seçebiliyor ve kendinize bir oyun planı çıkartabiliyorsunuz aslında. Yani örneğin bir bölgeye girmeniz gerekiyor ancak o bölgeyi polis koruyor diyelim. Bu bölgeye girebilmek için birden fazla seçeneğiniz oluyor. Mesela bir gazeteci kimliğine bürünebilir, saklı bir mahzeni kullanabilir, polislerin dikkatini dağıtabilir veya bunun gibi başka seçenekler türetebilirsiniz. Yani oyun burada Hitman vari bir özgürlük sunuyor. Ayrıca bu özgürlük gerçek anlamda “özgürlük” yani, öyle lafta değil. Amacınıza ulaşmak için izleyeceğiniz yolu seçerken etraftaki insanları dinleyebiliyor, ipuçları toplayabiliyor veya notlar okuyarak bu yolu daha belirgin ve planlı hale getirebiliyorsunuz.  

Öte yandan oyunun aksiyon tarafına da değinmek lazım. Açıkçası beklentimin çok ama çok üstünde bir aksiyon şemasıyla karşılaştım. Sinematik aksiyonu yüksek dozda çatışma anları, yakın dövüşün muhteşem tok hissettirmesi, silahlı çatışmaların muazzam derecede tatmin etmesi ve harika duran araç sürüş dinamikleriyle birlikte tam bir Bond gibi hissettim diyebilirim. Yani gizlilik ve keşif alanlarında biraz Hitman’e kayan bir yapıda olsa bile Bond’un o mizacıyla bunu kendi aurasına almayı başaran, aynı zamanda sinematik aksiyon yönüyle de resmen bir ” James Bond” filminden çıkmış havasıyla First Light, oynanış açısından beni son derece tatmin etti diyebilirim.

Burada tek eleştirim yapay zekaya gelecektir. IO Interactive bence Hitman serisinde harika bir yapay zeka sistemi kurguluyor. Yani onları bir NPC’den çok gerçek bir tehdit unsuru gibi hissedebiliyorduk. Ancak ben bunu First Light içerisinde maalesef alamadım. Düşmanlar bana çok “yapay” gibi geldi maalesef. Algı konusunda sıkıntılar çekiliyor. Hemen yanında bir düşmanı indirmeme rağmen diğer adamın bunu duymasını beklerim mesela. Veya en azından sağa sola bakarken o adamın orada olmadığını fark edip sonrasında bir tepki vermesi gerekirdi diye düşünüyorum. Bu konuda oyun biraz eksik. Genel yapıda o kadar kötü bir yapay zeka sistemine sahip değil tabii ama bu tür ufak nüansların olmaması beni azıcık üzdü.

Aksiyon çok tok hissettiriyor  

Az önce de söylediğim gibi, özellikle oyunun yakın dövüş kısmı aşırı tok hissettiriyor. Ben biraz animasyon hatası ve kesintisi beklemiştim ama neredeyse yok denecek kadar az. Düşmanlarla yumruk yumruğa kapışmak, onları yaka paça tutup bir yerlere fırlatmak, aksiyon filmlerinden çıkmış gibi havalı hareketlere dövmek gibi unsurlar oyunda çok iyi bir şekilde konumlanmış. Yumruk attığınızı ve aynı zamanda yumruk yediğiniz çok tok hissediyorsunuz. Bu bir Bond oyunu olduğu için aslında sizi silahlı çatışmalardan çok close combat’a iten bir aksiyon şeması üzerinde durmuş geliştiriciler. Silahların mermisi inanılmaz kısıtlı ve az, bu yüzden ya çok dikkatli vuruşlar yapmalısınız ya da gerçek anlamda yumruk yumruğa kendinizi ifade edebilmelisiniz.  

Silahınızın mermisi bittiğinde onu düşmana fırlatabiliyor, sersemletebiliyor ve bitirici hareketler yaparak onu bayılttıktan sonra silahını alarak çatışmaya kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz. Yani az önce de söylediğim gibi oyun sizi bir şekilde yakın dövüşe doğru itiyor ve bence bu çok doğru bir seçim. Yani sonuçta James Bond oyunları bence elinize silahı alıp sürekli taraya taraya gittiğiniz bir yapıda olmamalı. Yani bu tercihin sonuna kadar arkasındayım ve zaten tercih edilen bu sistem, oyunda inanılmaz iyi durduğu için sürekli gaza gelip birileriyle dövüşmek istiyorsunuz. Yani merminiz bittiği anda içinize bir kahramanlık doğuyor, en yakın düşmana silahı fırlatıyor, koşa koşa onu gidip bayıltıyor, elindeki silahı alıyor, sonra diğer düşmanlara ateş açıp hemen bir siperin arkasına koşuyorsunuz. Tamamen bir sinema filmi gibi hissettiriyor. Daha doğrusu o filmi siz “oynuyormuş” gibisiniz. Bu çok tatmin edici bir durum dostlar.  

Bir ajanın olmazsa olmazı teçhizatları ve tabii hazırcevaplığı  

Gizlilik taraflarında da tabii sadece keşif elementleri yok. Yani bazı bölümlerde düşmanların sizi aradığı veya a noktasından b noktasına giderken gizli olmanızın gerektiği bölümler de mevcut. Buralarda düşmanları sessizce bayıltabiliyor, kendinize yeni patikalar oluşturabiliyorsunuz. Bond’un kullanabileceği teçhizatların en çok bu anlarda işe yaradığını belirtmek lazım. Q watch ismindeki son teknoloji saatimiz ile etraftaki çeşitli elektronik eşyalar ile etkileşime geçebiliyoruz. Düşmanların dikkatini dağıtan kısa devreler yaptırabiliyor veya saatimize bağlı olan diğer teçhizatları da kullanabiliyoruz. Dart atan ve düşmanları adeta “tuvalete hapseden” telefon, şok dalgası atan bir fotoğraf makinesi veya füze atan minik bir kalem gibi birden fazla teçhizatlarımız da mevcut.  

Bir göreve giderken yanımıza alabileceğimiz teçhizatları seçiyor ve yola koyuluyoruz. Tabii bunları oyun içerisinde kullanmak bir kaynak tüketiyor. Elektronik ve kimyasal olmak üzere 2 ayrı kaynak çeşidi var. Mesela dart telefonunu kullanmak, kimyasal kaynaktan götürüyor. Veya elektronik aletleri kullanarak dikkat dağıtığımızda da elektronik kaynaktan yiyoruz. Oyun içerisinde sağda solda, çeşitli yerlerde bu kaynakları bulabiliyoruz. Kaynakları buldukça da bu teçhizatları dilediğimiz gibi kullanabiliyoruz.  

Ayrıca oyunun en güzel mekaniklerinden biri de kesinlikle Bond’un hazırcevap karakterine yansıtılmış bir “usta yalancı” mekaniği. Buna ben böyle diyorum bu arada, yani mekaniğin adı böyle değil elbette. Düşmanlara blöf atma, yemleme veya yalandan teslim olma gibi seçeneklerin yer aldığı bir mekanik var. Örneğin birine yakalandığınız zaman ona blöf attığınızda Bond’un hazırcevaplığı araya giriyor ve belirli bir süreliğine karşınızdaki kişiye yalan söyleyerek oradan sıyrılabiliyorsunuz. Yemleme klasik, saklandığınız bir yerden ses çıkararak düşmanı üzerinize doğru çekmek için kullanılıyor. Yalancıktan teslim olma ise teslim olur gibi yapıp size yönelen düşmanı tek hamlede indirebildiğiniz bir mekanik. Bu seçenekler, oyuna ayrı bir hava ve aura katıyor. Kendinizi gerçek anlamda gizli bir ajan, James Bond gibi hissediyorsunuz.  

Tabii bu mekanik de ayrı bir enerji kaynağı götürüyor. Bu enerjiyi sağlamak ise düşmanları bayıltmaktan veya etkisiz hale getirmekten geçiyor. Mesela düşmanın dikkatini dağıtmak belirli bir enerji puanı verirken, onu etkisiz hale getirmek daha farklı bir enerji puan katkısı sunabiliyor. Bu sebeple oyuna bir yandan “ne olur ne olmaz” diyerek enerji toplamaya da özen göstermelisiniz. Çünkü bazı anlarda yeterli enerjiniz olmadığı için hiç taktiksel oynayamayabiliyorsunuz.  

007 First Light standart PlayStation 5’te nasıl görünüyor? 

Ben oyunu düz PlayStation 5 üzerinde oynadım ve herhangi bir performans sorunu yaşamadığımı belirtmem gerekiyor. Özellikle fragmanlarda gösterilen uçak içindeki aksiyon sekansında yaşanan optimizasyon sorunları giderilmiş. Videoda gösterilen o an gerçekten akıllarda bir soru işareti bırakıyordu ama IO Interactive bunu gidermiş. Oyun %90 oranında stabil 60 FPS çalışıyor. Kalite modunda ise tam stabil 30 FPS alıyorsunuz. Kalite ve performans modu arasında ise tabii ki ışıklandırma ve yansıma kalitesi bariz bir şekilde göze çarpıyor.  

Ancak en çok göze çarpan şey, standart PlayStation 5 performans modunda saç ve sakal pikselleşmesi gibi sorunların olması. Bunu daha çok ara sahnelerde anlıyorsunuz zaten. Bond dışında kalan diğer bütün karakterlerde saç ve sakal pikselleşmesi ve blurlanması var. Kalite modunda bu biraz daha düşüyor ama yine yer yer görebiliyorsunuz. Elbette PC üzerinde bu böyle görünmeyecektir diye düşünüyorum.  

007 First Light

007, tekrar gel! 

Valla dostlar, buraya kadar okuduğunuz için öncelikle teşekkür ederim. 007 First Light, son yıllarda oynadığım şakasız en iyi yapımlardan birisi. Muhteşem başlayan bir oyun, temposu asla düşmeden harika ilerliyor ve muhteşem bir şekilde de sona eriyor. Tam bir James Bond hikâyesi anlatan senaryo düzeneği yeri geldiğinde aksiyonla, yeri geldiğinde gizlilikle ve yeri geldiğinde klasik Bond çapkınlığıyla ilerliyor. Bugüne kadar yapılmış en iyi Bond oyunu nedir diye sorsalar muhtemelen genellikle Nintendo 64 için çıkmış GoldenEye 007 söylenir. Ama onu tahtından indirebilecek bir James Bond oyununa sahibiz artık.  

007 First Light, bana yıllardır özlediğim bir hissi yeniden yaşattı dostlar. Sadece bir James Bond oyunu oynuyormuş gibi değil, resmen bir Bond filminin içinde nefes alıyormuş gibi hissettim. Karakterin ruhunu ve ağırlığını iyi hissettiren oyunculuk bir yana, James Bond gibi ikonik bir karakteri alıp hem eski hayranları memnun edecek hem de yeni nesli içine çekebilecek bir yapım ortaya koymak kolay değil. Bu yüzden IO Interactive’i tekrar tekrar tebrik etmek gerekiyor. Evet yani yapay zeka tarafında eksiklikler söz konusu ve bu sizi bazen atmosferden koparabiliyor ancak buna rağmen oraya çıkan iş çok güçlü. Son yıllarda geliştirilen oyunların %80’inde eksik olan “ruh”, burada mevcut işte.  

Keşke bitmeseydi dediğim bir deneyimin sonuna geldim. Yaklaşık 1,5 günde bitirdiğim 007 First Light, bugüne kadar oynadığım en iyi Bond oyunu olmasının yanı sıra, aynı zamanda genel olarak en iyi oyunlardan biri olmayı da başardı. Bunu tüm samimiyetim ile söyleyebilirim. Ben bu oyunu bitirdiğimde sadece iyi bir aksiyon oyunu oynamış gibi hissetmedim. Çocukluğumdan bir parçaya yeniden kavuşmuş gibi hissettim. Bond’u tekrar görmek, onun yükselişine tanıklık etmek ve bu yolculuğu birebir yaşamak benim için gerçekten unutulmazdı. Bu satırları yazarken muhteşem Bond müzikleri ile harmanlanan düşüncelerimi sizlere sunmak istedim dostlar. Eğer bu seri buradan devam edecekse şimdiden söyleyeyim; ben yeni göreve hazırım. Çünkü 007 geri döndü dostlar. Hem de olması gerektiği gibi. 

007 First Light İnceleme yazısı ilk önce Atarita - Türkiye'nin Oyun Medyası üzerinde ortaya çıktı.
Kaynak: Orijinal Habere Git